Dikkatinizi çekeyim, okumaya başlayın diye iki sözcük arasına Latince bir sözcük kondurdum.
Hele okumaya bir başlayın çünkü sizi birkaç dakikalığına bilgi bombardımanına tutacağım.
Kitle turizminden, kalabalıktan bir miktar incinmiş bir çift olarak eşimle bu kez de yolumuzu Ege sahillerine düşürdük.
Gezimize kiralık aracımızla Mardin’den Urfa’ya hareket ederek devam ettik.
Bu belki de Afrika safari yolculuklarından sonraki en kötü yol deneyimimizdi.
Çukur-tümsek eğitimi gibi bir sürüş sonrasında, yola çıktıktan üç saat kadar sonra Urfa’ya vardık.
Dün bizim otelde Sprint Triatlon yarışı yaptık.
“Aha da buraya yazıyorum” derler ya hani.
Üç sene önce, daha önce adını bile duymadığım Padel sporunun, dünyaya bu kadar hızla yayılacağını hiç öngöremezdim.
Neyin nesidir şu Padel sporu diye merak edenlere biraz anlatmak isterim.
Antalya deyince aklıma gelen en önemli isimlerden biri de Hüseyin beydir.
Kendisi, deneyimlerini ve Antalya’nın gelişimini sadece yakınlarıyla paylaşmakla kalmamış.
Hüseyin Çimrin (1946), aynı zamanda bunları 18 kitapta belgelemiş olan önemli bir turizm düşünürü.
Dünya gündeminin yine canı sıkıldı, kendisini bir süreliğine oyalayacağı bir savaşı çıkardı.
Doğup büyüdüğüm İstanbul’un kaotik ve gergin halinden sıkça şikayet etsem de, neredeyse her köşesinde bir anım olduğu için, her yıl kendimi orada buluyorum.
Demişlerdi, ama Fidel’e yetişemedik.
Küba’nın kahramanı Fidel Castro’nun (1926-2016) vefatından ancak dokuz sene sonra görebildik bu özel ülkeyi.