Bundan altı yıl önce bir Covid belası ile boğuşmuştuk.
Sadece Çin’in başına bela olacağını sandığımız hiç tanımadığımız bir virüs, kısa sürede İtalya’ya da bulaşınca, Ummanlı yetkililerden hızla değişen talimatlar almaya başlamıştık:
“Milano’dan gelen uçaklar artık Salalah’a inemezler, artık İtalyan istemiyoruz Umman’da, havuzlarınızı kapatın, restoranlarınızı da”, derken neredeyse mevcut misafirlerimizi kovarcasına ülkelerine geri yolladık.
Hem de tüm otellerimiz doluyken.
Kısa bir sürede biz bize kalmıştık.
Derken bizim şirketten de talimatlar yağmaya başladı.
“Azami insanı ücretsiz izine mi yollamalıydık, hangi otelleri kapamalıydık, bir otelimizi Covid hastaları için açık mı tutmalıydık” derken sağduyulu kararlar alarak kadromuzu olabildiğince elimizde tutmuş, aşılar çıkıp virüs tehlikesi geçince de yine yüzde yüz dolulukla ve azami misafir memnuniyeti ile sezona merhaba demiştik.
Bizler, seneye nasıl yenilikler yapsak da misafirlerimizi yine şaşırtsak, 1.204 odamıza 2.000 odalık talep gelince, ne yapıp etsek de oda kapasitemizi artırsak gibi naif planlar yaparken, şer odakları da boş durmuyordu.
BELA GELİYORUM DEMEZ
Abd-İsrail ortaklığı Şubat’ın son gününde İran’a saldırdılar.
Lider takımını öldürdüler.
Bu arada Salalah’taki dört otelimizde 3.300 misafir huzur içinde tatil yapıyorlardı.
Avrupalı hükümetler ve sigorta şirketleri Orta Doğu’yu, dolayısıyla Umman’ı da gidilmesi riskli ülkeler kategorisine sokunca, tur operatörleri boş uçaklarını yollayarak tüm misafirlerimizi ülkelerine geri götürdüler.
On gün içinde otellerimizde, henüz geri dönecek uçak bulmakta zorlanan sadece 50 kadar misafir kaldı.
35 ülkeden 1.900 kadar çalışanımız da, “şimdi bize ne olacak” haklı endişesi ile beklemeye başladılar.
DRONE DRONE DRONE
Bu arada aralıklarla Salalah limanında bulunan Amerikalı bir petrol şirketine ait olan depolara drone ile saldırıyorlar.
Umman herkesle eşit mesafede, yüz yıllardır uzlaşmacı, yeni seçilmiş İran hükümetini ilk tanıyan ülkelerden biri olmasına rağmen, onlar da bu Şeytan Adası savaşına bulaştırılmaya çalışılıyor.
Doğal olarak biz de yine felaket senaryoları üzerine çalışmaya başladık bile.
İşler yeniden Temmuz ayında mı açılır, yoksa Ekim’i bulur mu ortamın düzelmesi, ya da tüm 2026’yı komple unutmalı mıyız gibi ihtimaller üzerine kafa yoruyoruz.
BİTEMİYOR BİR TÜRLÜ BU KRİZLER
Elli yıllık deneyimime her türlü krizi sığdırdığımı sanıyordum:
Körfez Savaşı, 12 Eylül 2001 saldırılarının etkileri, aynı yıl yaşanan ekonomik kriz, terör saldırıları ve güvenlik sorunları, 2015’de düşürülen Rus uçağı krizi, 15 Temmuz darbe girişimi, depremler, 2020-2021 yıllarında yaklaşık olarak iki yılı etkileyen pandemi.
Daha ne gelir ki başımıza darken, Abd’nin İran’a demokrasi getiresi geldi.
Tıpkı daha önce Kore, Vietnam, Afganistan, Irak, Libya, Venezuela’da olduğu gibi dünya liderimiz yine kollarını sıvadı.
Trump bey, özellikle de petrol üreten ülkelerin demokrasileri ile yakından ilgileniyor.
Sırada Küba, Kanada, belki Türkiye de olabilir.
PEK SAF KALDIK BU KONULARA
Umman’da tek hedefi misafir, çalışan, yatırımcı memnuniyeti gibi göreceli olarak basit hedefleri olan bizler için, bu konular biraz ağır haliyle.
Biz, nereye yeni bir restoran konduralım, biraz daha palmiye mi dikelim, yoksa çocuk kulübünü mü yenileyelim, bahçemize yeni hayvanlar mı alalım, çalışanlarımızı nasıl eğlendirelim gibi turistik stratejiler planlarken, yanı başımıza drone düşüverdi.
O kara dumanları, patlamadan kaçarken panikten dolayı kaza yapan araçları görünce, Beşiktaş ve Liverpool galibiyetlerinin anlamı da soluverdi
Oysa drone bizim için sadece etkinliklerimizi havadan görüntüleyen teknolojik bir aletti.
Herkes kendi ihtiyacına göre kulanıyor bu aleti.
Kimi bununla pizza servisi yapıyor, kimi uyuşturucu naklediyor, kimi de petrol tanklarını vuruyor.
BU DA GEÇER
Neyse bu kara günler de geçecek.
Önemli olan karanlık tünelin sonundaki aydınlığı görebilmekte.
Sakın bana “ya senin o aydınlık dediğin, karşıdan gelen bir başka trenin farları olmasın” falan demeyin.
Çünkü benim o aydınlığa odaklanasım var.
Naif bir odaklanmayı da kastetmiyorum tabii.
Her türlü senaryo için hazırlık yapıyoruz.
Takım arkadaşlarımızı asgari şekilde mağdur ederek.
Bu krizi de atlatırsak eğer, artık çölde bir kutup ayısına rastlamayı, ya da bizim evin bahçesine uzaylıların inmesini bekliyorum.